|
|
Çiçek Hakkında Paylaşmak İstediğiniz Birşeyler mi var ?
Paylaşım için vaktiniz yoksa
ciceklerle.com'u ana sayfanız yapın
KONAK VE BEYAZ ZAMBAKLAR
|
| |
|
|
|
| |
|
_____Konak ve Beyaz Zambaklar_____
Beyaz zambaklar, bu yılda o eşsiz güzelliği, baygın kokusuyla merhaba dedi tarihi konağa. Yani tam yüz küsur yıllık yuvasına, yıllardır bıkıp usanmadan neşe katan, tüm ihtişamı ile yüzümüze gülen, güzeller güzeli nadide bir çiçek.
Güneşi rahat alması için evin üst katındaki terasa bırakmıştım, orada verdi tomurlarını. Tam da anneler gününde açıverdi, anneme en güzel hediye olarak. Koca saksıyı kucaklayıp indirdim aşağıya. İç avlu sevgiyle kucak açtı zambaklara. Mezleke, ful, aşk merdiveni, karanfil, kuşkonmaz, begonya, onlar da rengârenk açmışlardı ama yine de kıskandılar, gelin gibi gelip avlunun başköşesine yerleşen bu özel çiçeği. Aslında haklılardı, öyle çok yakışıyor ki bu tarihi dokuya. N e de olsa her yıl gülümsediği eviydi burası.
Hayal meyal geliyor gözlerimin önüne. Konağın üst katında yaşadığımız dönem. Evin önünden teras dama geçiliyordu. Anemin ektiği çiçekler, asmanın gölgesinde, çepeçevre sarmıştı terasın dört bir yanını. Bir insanın aklına gelebilecek tüm çiçekler vardı. Bahar aylarında bir renk ve koku armonisi yaşardık. Beyaz zambaklar da aralarındaydı. Tabi o zamanlar daha fazlaydı çiçekleri. Annem tek tek okşar, öpüp koklardı her birini.
Annemin o ince ruhu, yaşam sevinci sayesinde bu güne dek yaşamayı başardı beyaz zambak.
Avluda şıkırdım gibi hızla açan tomurları görünce, tıpkı eskiden olduğu gibi yaklaştı annem. A n n e m yanına gelince daha da güzelleşti zambaklar. Büyük bir aşkla öpüp kokladı, sevdi. Şükürler olsun dedim içimden, tam sekiz aydır sağlık sorunlarıyla cebelleşip, ameliyat sonrası yeniden ayağa kalkması, hayata dönmesi ne büyük bir mutluluktu. Açık kalp ameliyatı, ardından gelişen birçok istenmeyen durum, narkozun etkisiyle akciğerde ödem, ayak yaraları, dekibüt… Hepsinden önemlisi bir ay makineyle aldığı solunumu, doğal yoldan alıp alamayacağı endişesiydi… Kolay değildi onca sorunla savaşmak, hem onun için, hem de bizim için oldukça zor günler bekliyordu bizi. Normalde bu ameliyattan sonra bir haftada taburcu olurken hastalar, biz bir ay gece gündüz hastane koridorlarını arşınladık. Neyse ki dileklerimiz gerçek oldu sonunda biz de taburcu olduk. Evde de yoğun bakım, yakın takip devam etti. Annem her şeye değer bir insan ki o zamanlar, bana yine sımsıcak bakması için neler vermezdim. Endişeliydi bakışları, ürkek, tedirgindi. Haklıydı da, iyi olmak umuduyla güle oynaya gittiği hastaneden birçok çileyle ayrılmış ve hala istenmeyen durumlar düzene girmemişti. Önümüzde uzun bir süreç vardı, buna alışmalı ve sabırlı olmalıydık. O iyileşmek zorundaydı. Bunun bir çok nedeni vardı. Onunla yapmak istediğimiz ama bir türlü gerçekleştiremediğimiz planlarımız, paylaşacağımız bir yığın şey ve öğrenmem gereken dünya kadar değer vardı. O bir hazineydi, hem kim yitirmek isterdi ki annesini. Hastane odasının penceresi eski baraja bakıyordu, göl, çamların suya aksi, köpük köpük sular… ve annem makine ile solunum yapıyor…oysa ne çok sever bu manzarayı, görse iyileşir diye düşündüm. Bu güzel manzarayı anneme göstermenin bir yolu olmalıydı...
Ne yapsam diye düşünürken aklıma bir fikir geldi. Banyoda asılı duran yarım metre büyüklüğündeki aynayı yerinden alıp annemin yatağının karşısına geçtim. Aynayı manzarayı görebileceği şekilde ayarlayıp bir kaç açıdan defalarca göstedim. Çok hoşuna gitti ve gülücüklerle aydınlandı yüzü...O an işte o an yemin ettim. İyi olması için gerekirse canımı vereceğime dair.
Canımı veremedim ama canla başla çabaladım, bakımıyla ilgili, en ince ayrıntısına kadar her şeyi öğrendim. Uyguladım. Kardeşlerim ile el birliğiyle ve tek yürek olup başardık sonunda.
Şimdilerde, konağın avluya bakan penceresindeki kırmızı karanfilin açmasına seviniyor a n n e m… Kumruların avluya inip çıkmasına tebessüm ediyor ve en güzeli de anneler gününde açan beyaz zambaklarla mutluyken dünyalar benim oluyor. Tam olarak olmasa da çektiklerini unutmaya başlaması çok yol kat ettiğimizin göstergesi.
Bu ev, evdeki doku, koku, kış boyu inanılmaz bir hüzün verdi bana. Çünkü canımdan çok sevdiğim a n n e c i ğ i m i n yaşam savaşına tanık oluyordum.Tarihi konakta açan vefalı beyaz zambaklar, evimizi süsleyen diğer çiçekler kadar sevinç getirdi dünyama. Bu sevincin asıl kaynağı, annemin bu yıl da güzelim zambakları öpüp koklayabilmesiydi sanırım...
Kış toprağında uykudan uyanıp böyle muhteşem bir şölenle yaşama merhaba diyen beyaz bir çiçekse, ben neden demeyeyim. M e r h a b a hayat, m e r h a b a evren, ben geri geldim, annemi de getirdim.
|
|
| Eklenme Tarihi: 05.11.2008 17:47:31 |
| Yazıyı Ekleyen :
PHILIP MORRİS |
| Bu yazı Bugün 1 kez okundu. |
| Bu yazı Toplam 215 kez okundu. |
| PHILIP MORRİS bugüne kadar toplam 25 yazı ekledi. |
|
|
|
..:: Son yorumlananlar ::.. |
|
|
|
|
..:: En Son Arananlar ::.. | |
|
zambak,
lale,
YAPRAK,
çiçek,
BROVOLYA,
sonbahar,
benjamin,
ıhlamur,
Google,
YAPRAK DÖKMEYEN,
|
|
..:: Rasgele 5 Üyemiz ::.. | |
|
|
|
|